Sayıların ardındaki mantık
İnsan aynı anda sınırlı sayıda bilgiyi tutabilir. Bir ekran bu sınırı zorladığında kullanıcı yavaşlar, hata yapar ya da tamamen vazgeçer.
Bu yük üç kaynaktan gelir: bilginin miktarı, düzensizliği ve alışılmadıklığı. Aynı miktarda bilgi, iyi gruplanmışsa çok daha az yorar.
Ölçmesi zordur ama belirtileri nettir: sayfada uzun duraklamalar, ileri geri gezinme, aynı bilgiye tekrar tekrar bakma. Bunlar oturum kayıtlarında görülebilir.
Nereden gelir?
| Kaynak | Azaltma yolu |
|---|---|
| Çok sayıda seçenek | Varsayılan belirle |
| Gruplanmamış bilgi | Görsel bloklara ayır |
| Alışılmadık düzen | Bilinen kalıba dön |
| Aynı anda çok eylem | Tek öncelik bırak |
| Hesap yaptırma | Sonucu hazır göster |
Son satır en kolay kazançlardan biri. Kullanıcıya toplam tutarı, kalan miktarı ya da tasarrufu kendisi hesaplatmak yerine yazmak, hem yükü kaldırıyor hem kararı hızlandırıyor.
Nasıl azaltılır?
- Varsayılan koyun. Karar sayısını azaltın.
- Gruplayın. İlgili bilgiler yan yana dursun.
- Kademeli açın. Ayrıntı isteyene gösterin.
- Hesabı siz yapın. Sonucu hazır verin.
- Bilinen kalıbı kullanın. Öğrenme yükü üretmeyin.
Uygulamada ne oluyor?
En sık hata, her bilginin aynı anda gösterilmesi. Sayfa "eksik kalmasın" diye doldurulunca kullanıcı neye bakacağını bilemiyor; kademeli açılım aynı bilgiyi çok daha kolay sindirilebilir kılıyor.
İkinci gözlem, varsayılan seçim yapılmaması. Kargo yöntemi, adet, renk — hepsi boş bırakıldığında kullanıcı her birine karar vermek zorunda kalıyor; makul bir varsayılan bu yükü kaldırıyor.
Üçüncüsü, kullanıcıya hesap yaptırılması. "150 TL üzeri kargo bedava" gibi bir kural okuyup kendi sepetiyle karşılaştırmak zihinsel bir iş; sonucu hazır yazmak bunu ortadan kaldırıyor.
Dördüncüsü, gruplamanın yapılmaması. Aynı sayıda alan, mantıklı bloklara ayrıldığında çok daha kısa hissettiriyor.
Beşincisi, alışılmadık tasarım tercihleri. Özgün görünsün diye değiştirilen kalıplar, kullanıcıya her seferinde yeniden öğrenme yükü bindiriyor.
Altıncısı, seçenek sayısının çoğaltılması. Daha fazla seçenek daha iyi hizmet sanılıyor; oysa belirli bir sayının üstünde kullanıcı karar veremiyor ve hiçbirini seçmiyor.
Yedincisi, terminolojinin ağırlaşması. İç terimler ve teknik ifadeler kullanıcıyı çeviri yapmaya zorluyor; sade dil doğrudan yükü azaltıyor.
Sekizincisi, görsel gürültü. Çok sayıda renk, çerçeve ve simge dikkati bölüyor; sade bir düzen aynı bilgiyi daha hızlı iletiyor.
Dokuzuncusu, tutarsızlık. Aynı işlev farklı sayfalarda farklı görünüyor ve kullanıcı her seferinde yeniden çözmek zorunda kalıyor.
Onuncusu, kullanıcının hafızasına yaslanılması. Önceki adımda girilen bilgi sonraki ekranda gösterilmediğinde kişi hatırlamak zorunda kalıyor; ekranda tutmak her zaman daha iyi.
On birincisi, yükün kime bindiğinin unutulması. Siteyi her gün kullanan ekip hiçbir zorluk hissetmiyor; değerlendirme ilk kez gelen biri üzerinden yapılmadığında sorun hiç görünmüyor.
On ikincisi, kullanıcının bölünmüş dikkatle geldiğinin hesaba katılmaması. İnsanlar bu ekranlara sakin bir masa başında değil; yolda, televizyon karşısında, arada bakarak geliyor. Laboratuvar koşullarında makul görünen bir düzen, dağınık dikkatle bakıldığında çok daha ağır hissettiriyor.
Neyi çözmez?
Yükü azaltmak, karmaşık bir ürünü basitleştirmez. Ürünün kendisi karmaşıksa arayüz anlaşılırlığı artırır ama karmaşıklığı yok etmez.
Sıkça sorulan sorular
Nasıl fark ederim?
Oturum kayıtlarından: uzun duraklamalar, ileri geri gezinme, aynı bilgiye tekrar bakma.
En kolay kazanç nerede?
Kullanıcıya hesap yaptırmayı bırakmak. Sonucu hazır göstermek hem hızlı hem ucuz bir düzeltme.
Az seçenek daha mı iyi?
Genelde evet. Belirli bir sayının üstünde kullanıcı karar veremez ve hiçbirini seçmez.
Bu kavramın bütün resim içindeki yerini Landing Page Optimizasyonu Rehberi içinde ayrıntılı anlattım.
E-ticaret için ürün görseli, açıklama, güven alanı, beden/kargo/iade, yorumlar ve sepete ekleme oranı optimizasyonu.