Sayıların ardındaki mantık
Kullanıcıdan kod girmesi beklenmez. Koşul — belirli tutar, belirli adet, belirli ürün grubu — sağlandığı anda indirim kendiliğinden düşer.
Kod tabanlı yönteme göre iki üstünlüğü var. Birincisi kod sızıntısı diye bir sorun kalmaz; ikincisi kullanıcı ödeme adımında kod aramaya çıkmaz.
İkinci madde küçümsenmemeli. Boş bir kod kutusu gören kullanıcının bir bölümü siteden ayrılıp kupon aramaya gidiyor ve çoğu geri dönmüyor.
Hangi koşullar kurulur?
| Koşul | Amaç |
|---|---|
| Sepet tutarı eşiği | Ortalama tutarı büyütmek |
| Adet kırılımı | Toplu alımı teşvik |
| Ürün grubu | Belirli stoğu eritmek |
| Müşteri segmenti | Sadakat veya geri kazanım |
| İlk sipariş | Yeni müşteri kazanımı |
Dördüncü satır kod yönteminin en zayıf olduğu yer. Segmente özel bir kod er ya da geç yayılıyor; otomatik uygulamada indirim yalnızca hedeflenen kişiye görünüyor ve sızıntı imkansız hale geliyor.
Nasıl kurulur?
- Koşulu net yazın. Karmaşık kural hata üretir.
- Sepette gösterin. Uygulandığı görünmeli.
- Yaklaşınca haber verin. "Az kaldı" mesajı etkili.
- Üst üste binmeyi engelleyin. İki koşul birden çalışmasın.
- Bitiş tarihi koyun. Süresiz indirim kalıcı fiyat olur.
Uygulamada ne oluyor?
En sık kaçırılan fırsat, indirimin sessizce uygulanması. Tutar düşüyor ama neden düştüğü yazılmıyor; kullanıcı avantajı fark etmiyor ve tekrar gelmek için bir sebep oluşmuyor.
İkinci gözlem, eşiğe yaklaşan kullanıcıya bilgi verilmemesi. "Bir ürün daha ekleyin, indirim uygulansın" mesajı, aynı kuraldan çok daha fazla satış çıkarıyor.
Üçüncüsü, kod kutusunun hala ekranda bırakılması. Otomatik indirim varken kupon alanı da duruyor; kullanıcı yine kod aramaya çıkıyor ve kazanılan avantaj kayboluyor.
Dördüncüsü, koşulların üst üste binmesi. İki farklı otomatik kural aynı sepette çalışıyor ve indirim planlanandan büyük oluyor; sınır tanımı şart.
Beşincisi, kuralın gerçek sepetlerle denenmeden açılması. Birkaç örnek sepet üzerinde sınanmadığında sistem beklenmedik bir sonuç üretiyor ve durum anlaşılana kadar çok sayıda sipariş yanlış tutarla geçiyor.
Altıncısı, indirimin kalemlere dağıtımının tanımsız bırakılması. Kısmi iadede ne kadar geri ödeneceği belirsiz kalıyor ve her vaka tartışma konusu oluyor.
Yedincisi, bitiş tarihinin unutulması. Kampanya için kurulan kural aylarca çalışıyor ve zamanla gerçek fiyata dönüşüyor.
Sekizincisi, maliyetinin raporlanmaması. Kod yokken kaç sepete ne kadar indirim uygulandığı takip edilmezse toplam gider görünmez kalıyor.
Dokuzuncusu, koşulun stok durumundan bağımsız kurulması. Eritilmek istenen ürün grubu bittiğinde kural çalışmaya devam ediyor ve gereksiz indirim dağıtıyor.
Onuncusu, mobilde bildirimin görünmemesi. Uygulanan indirim satırı sepet özetinin altına düşüyor ve kullanıcı hiç görmüyor; küçük ekranda bu mesajın konumu ayrıca düşünülmeli.
On birincisi, kuralın müşteri hizmetlerine anlatılmaması. Kullanıcı arayıp "neden bu tutar" diye sorduğunda ekip cevabı bilmiyor; oysa hangi koşulun neden devreye girdiği kısa bir tablo halinde paylaşıldığında hem destek yükü hem şikayet azalıyor.
On ikincisi, indirimin kazandırdığının hiç hesaplanmaması. Kural yürürken sepet ortalaması ve sipariş adedi nasıl değişti, kural kapatıldığında ne oluyor — bu karşılaştırma yapılmadığında mekanizma işe yarıyor varsayımıyla yıllarca çalışıyor.
Neyi çözmez?
Otomatik uygulama, kötü kurgulanmış bir indirimi düzeltmez. Kural marjı yiyorsa kodun olup olmaması sonucu değiştirmez.
Sıkça sorulan sorular
Kod yönteminden daha mı iyi?
Genelde öyle. Hem indirimin yayılma sorunu kalmaz hem kullanıcı ödeme adımında başka sekmeye gitmez.
Kupon kutusunu kaldırmalı mıyım?
Otomatik indirim kullanıyorsanız evet. Aksi halde kullanıcı yine kod aramaya çıkar.
Kullanıcı fark etmezse ne olur?
İndirim maliyetini ödersiniz ama karşılığında sadakat kazanmazsınız. Uygulandığı mutlaka gösterilmeli.
Bu kavramın bütün resim içindeki yerini E-Ticaret Büyüme Rehberi içinde ayrıntılı anlattım.
Reklam, SEO, kreatif, ürün sayfası ve ölçümlemeyi tek bir büyüme sistemi olarak kurguluyorum. Dağınık çabaları değil, birbirini besleyen bir