Sayıların ardındaki mantık
Landing page bir trafik kaynağına göre tanımlanır; satış sayfası ise anlatım biçimine göre. Her satış sayfası bir landing page olabilir ama her landing page uzun değildir.
Uzunluğun sebebi, kararın tek bir bilgiyle verilmemesidir. Pahalı, alışılmadık ya da güven gerektiren bir teklifte kullanıcının birçok sorusu vardır ve hepsi cevaplanmadan karar oluşmaz.
Bu yüzden "kısa mı uzun mu" sorusunun tek bir cevabı yok. Doğru uzunluk, kullanıcının sorularının bittiği yerdir.
Ne zaman uzun olmalı?
| Durum | Uzunluk |
|---|---|
| Yüksek fiyat | Uzun |
| Bilinmeyen marka | Uzun |
| Alışılmadık ürün | Uzun |
| Bilinen, ucuz ürün | Kısa |
| Tekrar alan müşteri | Kısa |
Son satır sık atlanıyor. Aynı ürünü ikinci kez alan kişiye bütün anlatımı tekrar okutmak gereksiz; onlara doğrudan eylem sunulmalı.
Nasıl kurgulanır?
- Vaatle başlayın. İlk ekranda ne sunduğunuz belli olsun.
- İtirazları sıralayın. Her biri bir bölüm olsun.
- Kanıt koyun. İddianın hemen ardından.
- Eylemi tekrarlayın. Her bölüm sonunda düğme olsun.
- Riski kaldırın. Garanti ve iade sonda net dursun.
Uygulamada ne oluyor?
En sık hata, uzunluğun kendi başına amaç sanılması. Sayfa uzatılıyor ama eklenen bölümler hiçbir soruyu cevaplamıyor; doğru uzunluk soruların bittiği yer.
İkinci gözlem, itirazların hiç listelenmemesi. Müşteri hizmetlerine gelen sorular, sayfanın bölüm başlıklarını hazır veriyor ama kimse o listeye bakmıyor.
Üçüncüsü, eylem düğmesinin yalnızca sona konması. Kullanıcı üçüncü bölümde ikna olabiliyor; düğme her bölüm sonunda tekrarlandığında o anı yakalıyor.
Dördüncüsü, kanıtsız iddialar. Her iddianın hemen ardına bir sayı, bir yorum ya da bir görsel konmadığında metin reklam gibi okunuyor.
Beşincisi, ilk ekranın boşa harcanması. Genel bir slogan yerine ne sunulduğunu söyleyen net bir cümle, okumaya devam etme oranını belirgin etkiliyor.
Altıncısı, mobilde okunabilirliğin bozulması. Uzun paragraflar telefonda duvar gibi görünüyor; kısa bloklar ve ara başlıklar okumayı sürdürüyor.
Yedincisi, kaydırma derinliğinin ölçülmemesi. Kullanıcıların hangi bölümde bıraktığı bilindiğinde, sayfanın zayıf halkası doğrudan görünüyor.
Sekizincisi, riskin kaldırılmaması. Uzun anlatımın sonunda garanti ve iade koşulu net yazılmadığında, biriken ikna son anda dağılıyor.
Dokuzuncusu, aynı sayfanın her kitleye gösterilmesi. Markayı ilk kez gören biriyle daha önce alışveriş yapmış bir müşteri aynı anlatıma ihtiyaç duymuyor; ikincisine kısa bir sürüm göstermek yeterli.
Onuncusu, sayfanın hiç güncellenmemesi. Yeni itirazlar ve yeni sorular zamanla oluşuyor; sayfa bir kez yazılıp bitirilen değil, yaşayan bir metin olarak ele alınmalı.
On birincisi, görsel ve videonun metnin yerine konması. Görsel destekliyor ama kararı çoğu zaman okunan cümle verdiriyor; ikisi birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı.
On ikincisi, sayfanın baştan sona okunacağının varsayılması. Çoğu kişi tarayarak ilerliyor, yalnızca başlıkları ve kalın yazıları görüyor; metin sadece başlıklar okunduğunda bile anlamlı bir bütün oluşturmalı.
Neyi çözmez?
Uzun anlatım, zayıf teklifi güçlendirmez. Ürün ihtiyaca cevap vermiyorsa metin ne kadar iyi olursa olsun kalıcı bir satış üretmez.
Sıkça sorulan sorular
Ne kadar uzun olmalı?
Kullanıcının sorularının bittiği yere kadar. Uzunluk kendi başına bir hedef değil.
Düğmeyi kaç kez koymalıyım?
Her bölüm sonunda. Kullanıcı hangi noktada ikna olacağını önceden bilemezsiniz.
Bölüm başlıklarını nereden bulurum?
Müşteri hizmetlerine gelen sorulardan. Hazır bir itiraz listesi oradadır.
Bu kavramın bütün resim içindeki yerini Landing Page Optimizasyonu Rehberi içinde ayrıntılı anlattım.
Lead odaklı işletmeler için form, teklif, güven unsurları, CTA, hız ve mobil deneyim optimizasyonu.